KAF DAĞININ ARKASINDAYIM


Geçen sene Temmuz ayında Dosev olarak Gürcistan’da Kafkas dağlarının tam ortasında Ushguli’deydik. Avrupa’nın sürekli yaşam olan en yüksekteki köyünde. Sokaklar yaz olmasına rağmen çamur sebebi ise her sokakta özgürce dolaşan inekler. Hayvan pisliklerine basmamak için çaba gösterirken evlerden sokaklara akan lağım sularına basıyorum. Yani kısacası sokaklarda yürümek için cambaz olmak lazım ama yollara bakamıyorsunuz çünkü etrafınız görmeniz gereken kültür ve doğa harikalarıyla dolu . Köyün tam ortasından Kafkas dağlarının doruklarından buzullardan gelen bir dere geçiyor derenin adı Enguri. Engüri veya İnguri nehri Shkara dağının eteklerinden doğuyor, aklıma geliyor Ankara’nın eski adı da Enguri imiş ne kadar enteresan değil mi? Derenin öbür yakasında otlayan atların yakından fotoğraflarını çekmek istedim.karşıya geçmek için orta çağdan kalma Kemerli taş köprüden karşıya geçtim, karşıya geçip dar bir patikadan yıkıntı köy evlerinin arasında yürürken orta çağa ışınlanmış hissine kapılıp başka bir çağda başka bir dünyada buldum kendimi.

Svanların kuleleri yükseliyor Ushguli’de. Hepsi sanki birer efsaneden fırlayıp çıkmış devler gibiler, Kaf dağının arkasında Anka kuşunu bekleyen dev gibiler, aslında bu kulelerin yapılma amacı savunma hepsi bir ailenin buradaki adıyla klanın kalesi bu kuleler yeri gelmiş, Moğollardan korumuş Svanları, yeri gelmiş kendi aralarındaki kan davalarından söylediklerine göre en alt katı kiler olarak üst katlar konaklama barınma en üst katları ise savunma amaçlı kullanılıyormuş. Enteresan yapılar yani hemde çok fantastikler. Sokaklarda ise sert görünümlü kendi dünyasında insanlar var. Diğer bir sokağa geçince beli bükülmüş bir Svan kadını köşe başında oturmuş sizi süzüyor, diğeri baharatlarla karıştırılmış Svan tuzu satıyor kulelerin altında.
Buraya gelmeden önce burası hakkında bilgi edinmeye çalışırken youtube’de kaza eseri ‘Salt For Svanetia’ filmini izlemiştim. 1930 Sovyet yapımı, elli beş dakikalık, sessiz bir filmdi. Ushguli’de çekilmiş, şimdi o sokaklarda gezerken film gözümün önüne geliyor ve köy hiç değişmemiş. Kayrak taşlarından yapılmış evler hala duruyor. Lakin tek fark o tarihlerde köy daha kalabalık ve evler daha muntazam bakımlı, şehir hayatının çekiciliği ve göçlerle burasıda hızla yıkıma uğramakta ve yok olmakta aynı bizim köylerimiz gibi tek fark ise Turizm ama oda yanlış yapılaşma ve hızla gelişme gösterince beton ve tuğlaya teslim edecek görünüyor köyü.


Sokaklarda gezmeye devam ediyorum.Bir eve giriyorum mutfakta kuzine yanıyor, kuzinenin içinde svanların meşhur hamur işi haçapuriler pişiyor. Bu hamur işi burada çok yaygın ve ünlü içinde kaşara benzer bu bölgeye has bir çeşit tuzlu peynir var. Bazı evlerin önlerinde asırlık kızaklar tarım araçları duruyor sokak aralarında ise komünist Rus dönemine ait dolmuşlar dev kamyonlar duruyor ve bu araçlar ne ilginçtir ki halen çalışıyor.

Köyden ayrı bir yerde dağların hemen eteğinde bir kilise görüyorum kiliseye doğru yürümeye başlıyorum bu kilise hiç Gürcü kiliselerine benzemiyor kilisenin adı da çok enteresan Saint Barbares Kilisede ne varsa Komünist dönemi idarecilerinden Rus yönetiminden Svanlar saklamışlar.Kilisedeki papaz anlattı bunları birde Ushguli,de kendi dillerinde korkusuz kalp olduğunu papaz değerli eşyaların bir kısmınında köyün ortasında bulunan kulede sergilendiğini söyledi ve ziyaret etmemiz gerektiğini dile getirdi.

Bizi yönlendirdiği kuleye doğru yönlendim, yine bahsettiğim yollardan yürüyerek Hayatımda ilk defa bir Svan kulesine girecek olmanın heyecanıyla müzeye ulaştım. Lonely Planet’in bir yazısında okuduğum kadarıyla, içeride paha biçilmez mücevherler ve ikonlar var diyordu. 10 Lari, verip içeriye girdim.”Fotoğraf çekmek yasak dedi” yüzü asık yaşlı bir Svan kadını. Yasak olmasına yasak da, neyin fotoğrafını çekmenin yasak olduğunu pek anlayamadım. Belki içerideki birkaç parça eşyanın kıymeti Svanlar’ca paha biçilmezdi.

Neyse bu yazı çok uzar merak eden varsa burayı biraz araştırsın okusun ben sizi fotoğraflarla baş başa bırakayım biz DOSEV olarak yine gideceğiz buraya belkide gitmek isterseniz beraber gideriz ne dersiniz?

No tags for this post.

The post KAF DAĞININ ARKASINDAYIM appeared first on Denizli Post – Denizli Haberleri.

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here