GÜNEŞİN ÇOCUKLARI LİDYA’NIN KURGANLARI

30 Haziran 2018 55 0


Bir Pazar günü yine düştük yollara hedefimizde paranın ilk kullanıldığı topraklar vardı. Denizli’ye yaklaşık 2 saat uzaklıkta olan Manisa’nın Salihli ilçesindeki Sart Harabeleri ve Lidya soylularının gömülü oldukları Salihli – Akhisar yolunda bulunan doksana yakın Kurgandı rotamız.

Sart antik şehrinde Artemis tapınağı ve belirli mekanları dolaştıktan sonra Güneşin battığı ufka doğru aracımızı çevirdik. Salihli’den yaklaşık 10 km sonra ana yolun yan tarafında irili ufaklı onlarca tepe bizi karşıladı. Bunlar Anadolu’nun piramitleri gibiydiler sanki. Aracımızı park edip tepelerin en büyüğü olan Lidya kralı II. Alyattes’e ait kurgana doğru yürümeye başladık. Bu kurganın 355 m çapında, 69 m yüksekliğinde olduğunu buraya gelmeden önce okumuştuk tabi. Kurganın ne olduğunu da siz okuyucularımıza buradan anlatmak isterim.

Bu tepelerden bahsederken Tümülüs olarak da adlandırılan kurgan (qurgan), üzerine toprak yığılarak yapılan karakteristik mezar yapılarına verilen addır. Araştırmacı Haluk Tarcan’ın verdiği bilgilere göre Batılılar QURGAN sözcüğünü kurgan diye yazarlar. Bu sözcük, OQ ve URUQUN’un sıkışmasından oluşmuştur. OQ, bir bölüm Ön-Türk halkının kendine verdiği addır. Öteki bölüm kendini ON (Hun) diye adlandırır. URUQun ise mezar demektir. OQ-URUQUN yani QURGAN, Oq (kişisi) mezarı anlamını vermektedir. Doğu Türkçe’sinde “kale” anlamına gelen kurgan sözcüğü bugünkü Türkçe’de de Urallardan Kafkaslara dek uzanan bölgedeki yığma mezar tepelerini tanımlamak için kullanılır Eski Türklerde mezara kişi, değerli eşyaları ile birlikte gömülürdü. Koruma amaçlı üzerine toprak ya da taş yığılmış olan kurganların önemli bir özelliği de gömü yerinin belli olması amacıyla etrafının genellikle taş parçaları ile çevrilmiş olmasıdır.

Kurganları, Ön-Türk uygarlığının önemli kültürel unsurlarından biri olarak görebiliriz. “Koruyan yer” anlamına gelen kurgan (ya da Korgan), Türkçe bir deyimdir. Bu sözcüğün Batı dillerindeki karşılığı “Tumba” ya da “Tümülüs”tür. Birçok yerde arkeolojik kazıya dahi ihtiyaç göstermeden Sibirya’da Kem (Yenisey) ırmağının yukarı ve orta kesiminden Batı’da Tuna ırmağına kadar uzanan geniş bozkırlarda çok sayıda kurgan bulunmuştur. Bilhassa Kem, Ob, Ertiş ırmakları boyu ile Altaylar (Altın-Yış)’da açılan kurganların sayısı diğer bölgelerden daha fazladır. Bu kurganlar, hala bu bölgelerde yaşayan Türklerce ata mirası olarak mukaddes addedilmeleri sebebiyle herhangi bir tahribata uğramadan günümüze kadar bozulmadan gelebilmişlerdir.İşte Orta Asya’nın steplerinden Balkanlara Avrupa’nın içlerine ve Anadolu ovaları bozkırlarına yayılan bu kültürün devamıdır.

Bu bilgileri siz okuyucularımla paylaştıktan sonra bu büyülü mekanda neler yaşadık onuda aktarmak isterim. Yazının başında da dediğim gibi en büyük kurgana tırmanmaya başladık. Yaklaşık 20 dakikalık dik bir tırmanıştan sonra zirvedeydik ve gördüğümüz manzara bizi resmen büyülemişti. Binlerce yıllık bir kurganın üstünde ve yüzlerce kurganın tam ortasındaydık bir tarafımızda mavi sularıyla Gölmarmara gölü, karşımızda ise tüm kızıllığı ile batan güneş biz güneşin çocuklarını selamlıyordu. Biz zirvede bu manzara ile kendimizden geçerken bir kam almıştık günden.

No tags for this post.

The post GÜNEŞİN ÇOCUKLARI LİDYA’NIN KURGANLARI appeared first on Denizli Post – Denizli Haberleri.

Yorumlar
BENZER KONULAR
YORUM YAZ
reklam