Denizli’nin Şehir Efsanelerini Daha Önce Duydunuz Mu?

13 Temmuz 2017 210 0

[ad_1]

Kulaktan kulağa fısıldanan, dilden dile yayılan hikâyelerdir şehir efsaneleri. Olayın kimin başına geldiği, ilk kimin anlattığı, kimin öyküye neler ekleyip neler çıkarttığı bilinmez. Denizli, sözlü kültür ürünleri bakımından son derece zengin bir ildir. Özellikle de şehir efsaneleri, yüzlerce yıldır nesilden nesile aktarılıp günümüze kadar gelmiştir.

İşte o şehir efsanelerinden bazıları:

Pamukkale Efsanesi

Çok çok eski zamanlarda Çökelez Dağı eteklerinde yaşayan, fakir oduncu bir aile varmış. Bu ailenin bir kız çocuğu varmış. Bu kız o kadar çirkinmiş ki erkek çocuğu olan anneler onu görünce yollarını değiştirirlermiş. Fakirliği genç kızın umurunda bile değilmiş ama çirkinliği canına tak etmiş. Çökelez Dağının tırmanıp, dağın eteğinden kendini aşağıya bırakmış.

Yukarıdan içi su ve tortu dolu havuza hızla düşmüş. Burada uzun süre suların içinde baygın kalmış. O esnada bu su o çirkin kızı güzelliğe boğmuş. Bu sırada oradan geçmekte olan Denizli Beyinin oğlu, kanlar içinde havuzun içinde yatan güzel kızı görmüş. Atına oduncu kızı alıp evine götürmüş. Kız iyileşmiş ve evlenmişler. O günden sonra kadınlar güzelleşmek için bu ılıcaları ziyaret etmeye başlamış. O gün bu gündür güzelleşmek isteyen tüm kadınlar bu suyun içine atarlar kendilerini.

Gelin Dilek Tutma Taşı

Geçmiş bir zamanda güzeller güzeli genç bir kız, gönlünü köyün çobanına kaptırmış. Ama talihsizliktir ki köyün beyinin oğlunun da kızda gözü vardır. Bir gün evlilik hazırlıklarında olan kız atla nişanlısı olan çobana yemek götürürken yolda arkasındaki beyin oğlunun atıyla ona doğru geldiğini görür. Kız başına gelecekleri anlamıştır. Kendini çobandan başka birine yar etmemek için tanrıdan ona yardım etmesi için dua eder ve “Tanrım taş olayım ama beni bu beyoğluna yar etme” der. O arada kızın duası kabul olur ve oracıkta atı ile birlikte taşa dönüşürler.

O günden bu yana yeni gönlünün muradına eren gelinler bu kayaya gelerek evlilik yaşantılarında mutlu olmak için buraya gelerek tanrıdan dilekte bulunurlar. Bu gün bile genç kızlar Karahayıt kasabasında bulunan bu kayaya gelip ziyaret ederler.

Merkezefendi Efsanesi

Merkezefendi medrese de kızlar ve erkekleri birlikte okuttuğu için Padişah’a şikayet edilir.Padişah’ta onu İstanbul’a çağırır. İstanbul’a geldiğinde Padişah’ı namaz kılarken bulur ve ona selam verir ve bekler.Padişah selam verince “Namaz kılana selam verilir mi? diye sorar.O da “Padişahım siz namazda sarayın tamirini düşünüyordunuz” der.Padişah şaşırır. Dediği doğrudur. Sıra da “Siz kızlarla oğlanları birlikte okutuyormuşsunuz hiç ateşle barut bir arada olur mu?”diye sorar. Merkezefendi kavuğunu çıkarır ve ateşle barutu göstererek “işte böyle durur” der.Padişah Merkezefendi’den hoşlanmış ve onun keramet sahibi biri olduğunu anlamıştır.İstanbul’da kalmasını söyler o da kabul eder.

Ahi Sinan’a ait Efsane

Denizli’de çok zengin bir ağa vardır.Kapısına kim gelirse boş geri çevirmez.Ahi Sinan da ağanın yanma sığınmış yoksul bir kişidir.İyi huyu ve çalışkanlığı ile herkesin sevgisini kazanmıştır.

Bir gün ağa Hacca gitmeye karar vermiştir.Tüm ev halkını ve eşyasını Sinan’a emanet ederek yola çıkar. Aradan altı ay geçer.Namazdan sonra Sinan’ın aklına ağası gelmiştir.Helvayı çok sevdiğini hatırlar.Hemen büyük hanıma gidip helva yapmasını söyler.Sinan hazırlanan helvayı koltuğunun altına koyarak gözünü yumar.Açtığında ağasının yanındadır. Ağa büyük bir alanda cemaatle namaz kılmaktadır.Yavaşça elindeki helvayı yanına bırakarak ortadan kaybolur.

[ad_2]

MyDenizli

Yorumlar
BENZER KONULAR
YORUM YAZ